2026 Yılına Dair 12. Yargı Paketi Güncel Gelişmeler! Af Çıkacak Mı?

12. Yargı Paketi TBMM'deki son gelişmelerle yakından takip ediliyor. Adalet Komisyonu'nda onaylanan tasarıda önemli değişiklikler gerçekleştirildi. Yargıtay’ın bozma yetkisini düzenleyen madde tekliften çıkarılırken, IBAN mağdurlarına yönelik ceza indirimi önerisi komisyonda yer aldı. 12. Yargı Paketi'nin güncel durumu ve Meclis sürecine dair son bilgileri öğrenmek için tıklayın!

2026 Yılına Dair 12. Yargı Paketi Güncel Gelişmeler! Af Çıkacak Mı?

12. Yargı Paketi'nin son gelişmeleri, milyonlarca vatandaşın ilgisini çekiyor. Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak adlandırılan kanun teklifi, TBMM Adalet Komisyonu'ndan geçerken önemli değişikliklerin yapıldığı görüldü. İlk derece mahkemelerinin kararlarının yalnızca görevsizlik ya da yetkisizlik gibi durumlar dışında Yargıtay tarafından bozulamayacağını öngören 27. madde yasa tasarısından çıkarılırken, IBAN mağdurlarına ceza indirimi sağlayan bir düzenleme metne eklendi. Peki, 12. Yargı Paketi ne zaman yasalaşacak ve hangi maddeleri kapsıyor?

12. YARGI PAKETİ KABUL EDİLDİ

TBMM Adalet Komisyonu'nda, kamuoyunda "12. Yargı Paketi" ismiyle bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi onaylandı.

12. YARGI PAKETİ'NDE SON DURUM VE MADDELER NELER?

Bu teklifle birlikte İcra ve İflas Kanunu'nda çeşitli değişiklikler yapılmaktadır.

Buna göre, Yargıtay, bölge adliye mahkemeleri ve ilk derece mahkemeleri tarafından verilen belirli tutarlar ile vekalet ücretlerine dair kararlar, idare tarafından zaman kaybı olmaksızın uygulanacaktır.

Hükmedilen miktarın ödenebilmesi için alacaklı ya da vekilinin, idareye yazılı olarak banka hesap numarasını bildirmesi ardından, en fazla 1 ay içinde ilamda belirtilen tutarı ve varsa ödeme tarihine kadar işleyen faizi ve diğer masraflarıyla birlikte ödenmemesi durumunda ilamlı icra takibi başlatılabilecektir. Bu başvuru yapılmadan doğrudan ilamlı icra için işlem yapılamayacaktır.

Yapılan diğer bir değişiklikte ise, bütün mirasçıların miras yoluyla sahip oldukları ve yalnızca mirasçılara ait taşınmazlar için ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiğinde, bu artırmalar yalnızca malik olan mirasçılar arasında gerçekleştirilecektir. Bu yöntem, bir defaya mahsus uygulanacaktır.

Elektronik satış portalında ilanlar için düzenlemeler de mevcut. Bu kapsamda, elektronik satış portalı üzerinden satış talebi bulunan alacaklıların, artırma sürelerinin dolmasından bir iş günü önceye kadar icra dairesine başvurmaları halinde, güvence tutarını karşılayan miktar kadar teminat alınmayacağı belirtilmiştir. Ayrıca, açık artırmalarda Hazine'nin teminat göstermeyeceği ifade edilmektedir.

Söz konusu ilanda, elektronik satış portalında yapılan tekliflerin, haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde 50'si, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılan birinci artırmanın muhammen kıymetinin yüzde 100'ü ve ikinci artırmada muhammen kıymetin yüzde 50'si ile ilgili alacakların toplamının hangisi fazla ise o miktarın ve ayrıca bu miktara ek olarak para çevirme ve paylaştırma masraflarının geçmesi gerektiği açıkça belirtilecektir.

İhaleyi kazanan alıcının, teklif vermesi ve süresi içinde ihale bedelini ödememesi durumunda, verilen teminatın satış masraflarına mahsup edileceği ve kalan miktarın icra dosyalarında hak sahiplerine ödeneceği belirtilmektedir. Süresi içinde ihale bedelini yatırmayan alıcının satış isteyen alacaklı olması durumunda, muhammen bedelinin yüzde 10'u alacağından mahsup edileceği ve bu satış için yapılan masrafın borçluda bırakılarak kendisine yüklenmeyeceği ifade edilmektedir. Ayrıca, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde süresi içinde ihale bedelini yatırmayan alıcıdan alınan teminat, satış masrafları düşüldükten sonra paydaşlara payları oranında ödenecektir. Süresi içinde ihale bedelini yatırmayanın paydaş olması durumunda, teminatın tamamı diğer pay sahiplerine payları oranında ödenecektir. Ayrıca, en yüksek teklifi verip süresi içinde ihale bedelini yatırmayan alıcıya teklif ettiği bedelin yüzde 5'i oranında idari para cezası uygulanacak ve bu ceza Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında tahsil dairesine bildirilecektir.

Noterlik Kanunu'nda yapılan değişiklikle, noterlik evrak ve defterleri, mahkeme, sulh ceza hakimliği ve cumhuriyet başsavcılıkları gibi resmi daireler veya noterlikte soruşturmaya yetkili kılınan kişiler tarafından incelenebilecektir.

Mahkeme, sulh ceza hakimliği veya cumhuriyet başsavcılığı tarafından noterlik evrakının aslı talep edildiğinde, ilgili noter, evrakın bir örneğini çıkarıp aslına uygunluğunu onaylayacak ve bunu yerinde saklayarak evrakın aslını ilgili kuruma gönderecektir.

Mahkeme, sulh ceza hakimliği ve cumhuriyet başsavcılığı tarafından talep edilen noterlik evrakının onaylı bir örneğinin istenmesi durumunda, noter, istenilen evrakın aslını elektronik ortamda tarayıp güvenli elektronik imza ile onayladığı örneği ilgili mercie elektronik ortamda iletecektir. Elektronik ortamda gönderim mümkün olmadığında aslına uygunluğunu onaylayarak onaylı örneği ilgili kuruma yollayacaktır. Yapılan işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek, sadece posta ve yol masrafları hariç herhangi bir ücret talep edilmeyecektir.

Danıştay Kanunu'nda yapılan değişiklikle, 2016 yılından itibaren Danıştay'daki daire sayısının 10'a düşürülmesi için belirlenen sürenin 4 yıl daha uzatılması öngörülüyor. Ayrıca, Danıştay daire sayısının azaltılmayacağı için, boşalan her 2 üye için bir üye seçimi yapılması uygulamasından 23 Temmuz 2030'a kadar vazgeçilecektir.

İdare Mahkemelerinde Tek Hakimle Çözülecek Davalar

Bu düzenlemeyle, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemeleri'nin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'da değişiklik yapılıyor. Buna göre, idare mahkemelerinde tek hakimle çözülen davaların kapsamı genişletilecektir.

Düzenleyici işlemlere karşı açılanlar dışında, 486 bin lira ve altında olan idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ve tam yargı davaları, ilkokul, ortaokul ve üniversite öğrencilerine yönelik uzaklaştırma ve ilişik kesme gibi disiplin cezaları hakkında açılan davalar, kamu görevlileri hakkında uygulanan geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemlerine karşı açılan davalar, kamu görevlilerine uygulanan uyarma cezasına itiraz eden davalar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı açılan davalar, 65 yaşını doldurmuş muhtaç ve güçsüz Türk vatandaşlarına aylık bağlanmasına dair davalar, idare mahkemesi hakimlerinden biri tarafından çözümlenecektir. Ayrıca, 486 bin lira ve altında kalan davalar, vergi mahkemesi hakimlerinden biri tarafından karara bağlanacaktır.

İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda yapılan değişiklikle, bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulması halinde, kararın sonucunun hukuka uygun olmasına rağmen gerekçeyi yanlış ya da eksik bulursa, gerekçesini değiştirerek, karardaki maddi hataların düzeltilmesi mümkün ise bu düzeltmeyi yaparak istinaf başvurusunu reddine hükmedecektir.

Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme sonucunda verilen kararlar ve usule ait diğer nihai kararlarla ilgili yapılan istinaf başvurularını, davaya yetkisiz veya görevsiz mahkeme tarafından bakılmasına ya da itirazın reddine yönelik hallerde, itiraza konu olan kararın kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine kesin olarak karara bağlayabilecektir.

Ancak, bölge idare mahkemesi, keşif veya bilirkişi incelemesi yapılması ve duruşma yapılması gereken hallerde, eksikliği gidermek suretiyle de karar verebilecektir. Bu düzenlemeler haricinde kararın kaldırılarak dosyanın, kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin karar verilemeyecektir.

İdari Yargılama Usulü Kanunu'ndaki başka bir düzenlemeyle, temyizle ilgili belirlenen davalar dışında kalan davalarda bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesi sonucu ilk derece mahkemesi kararını iptal etmesi durumunda, yeniden verdiği kararlar, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz edilebilecektir. Ancak idare ve vergi mahkemelerinde tek hakimle görülen davalarda, Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanunu çerçevesinde açılan davalarda, Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki davalarda, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'na bağlı açılan davalarda, yalnızca vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin verilen kararlara yönelik iptal kararı olsa dahi temyiz yoluna başvurulamayacaktır.

Konusu 270 bin lirayı aşıp 920 bin lirayı geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere dair açılan davalarda, iktidarın iptali sonrası yeniden değerlendirme yapılmasıyla ilgili hükümler geçerliliğini kaybedecektir.

Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'da yapılan değişiklik, adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanacak kişilerin en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora diplomasına sahip olmalarını gerektirecektir. Adli tıp ihtisas kurulu üyelerinin görev süresi 4 yıl olacak ve yeni atananların göreve başlamasına kadar süresi dolanların görevleri devam edecektir.

Hakim ve Savcı Yardımcılarının Eğitim Süreçleri

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları çerçevesinde, Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda yapılan değişiklikle, adli yargı hakim ve savcı yardımcılarına, idari yargı hakim yardımcılarına ise, Anayasa ve insan hakları hukuku, ceza hukuku, özel hukuk, idare hukuku, vergi hukuku ve usul hukuku gibi alanlarda eğitimler verilecektir. Ayrıca duruşma yönetimi, karar ve gerekçe yazımı, adalet hizmetlerinin denetimi, uluslararası sözleşmeler ve kişisel gelişim konularında da eğitim gerçekleştirilecektir. Yazılı sınavlarda bu konulardan sorular sorulacak ve sonuçlar da yazılı sınav kurulunca kayda alınarak Türkiye Adalet Akademisi'ne teslim edilecektir.

Sözlü sınavda, hakimin ve savcı yardımcısının mevzuat, uygulama bilgisi, mesleki yeterlilik, hukuki meseleleri anlama ve ifade etme yeteneği, özgüven, temsil kabiliyeti ve Türkçeyi etkin kullanma becerisi gibi kriterler değerlendirilecektir.

Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda yapılan diğer bir yenilikle, hakimlik ve savcılık mesleğinin gerektirdiği hukuk bilgisi ile çözümlenmesi mümkün olan durumlarda bilirkişiye başvurulduğunda uyarı cezası verilecektir.

Taşınmazların Satışı ile İlgili Hüküm

Kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen düzenleme ile Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda, Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'daki "Kanuni Faiz" ile ilgili maddeler yeniden yapılandırılmaktadır. Buna göre, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu çerçevesinde faiz ödenmesi gereken durumlarda, miktarın sözleşme ile belirlenmemiş olması halinde, bu ödeme yıllık, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) bir önceki yılın 31 Aralık tarihinde kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde 80'i üzerinden yapılacaktır. Belirtilen oran, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık tarihinde uygulanan reeskont oranından en az 5 puan kadar farklı ise, yılın ikinci yarısında 30 Haziran tarihine göre belirlenen oran geçerli olacaktır.

Yapılan düzenlemeyle, Türk Medeni Kanunu’ndaki taşınırların satışıyla ilgili hükümler yeniden belirlenmiştir. Buna göre, vesayet altında bulunan bireyin yararına uygun olduğunda, değerli taşınırlar hariç taşınırların, vesayet makamının vereceği talimat doğrultusunda, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne entegre elektronik satış portalında açık artırma ile satılması gerekecektir. Bu hüküm, düzenlemenin yayımlanmasından itibaren 3 ay sonra yürürlüğe girecektir.

Kanun'un taşınmazların satışıyla ilgili düzenlemesi doğrultusunda, satış işlemleri Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne entegre elektronik satış portalında açık artırma ile yapılacak ve ihale, vesayet makamının onayına tabi olacaktır. Onay için gereken karar, ihale tarihinden itibaren 10 gün içinde verilmelidir. Bu hüküm de düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten 3 ay sonra yürürlüğe girecektir.

Anayasa Mahkemesi'nın iptal kararı çerçevesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda "genetik inceleme sonuçlarının gizliliği" konusundaki maddede değişiklik yapılmaktadır. Bu durumda, inceleme sonuçları kimlik bilgilerinden arındırılmış bir şekilde özel bir sisteme kaydedilecek ve bir örneği dosyasında delil olarak saklanmak üzere soruşturma veya kovuşturma makamına teslim edilecektir. Sisteme kaydedilen ve dosyada delil olarak muhafaza edilecek bilgiler, kovuşturmaya yer olmadığı kararının itiraz süresinin dolması, itirazın reddi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi durumunda derhal yok edilecek ve bu işlem hakkında dosyasında tutanağa geçirilecektir.

Sisteme kaydedilen kişi, bu süre zarfında kişisel verilerin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması ya da geçerli bir neden var ise, hakim veya mahkemeden bu verilerin silinmesini talep edebilecektir.

Bu düzenleme neticesinde, sisteme kaydetme ifadeleri, yürütüldüğü bir soruşturma ya da kovuşturma sonucunda maddi gerçeğin ortaya konulması amacıyla mahkeme, hakim veya cumhuriyet savcısı kararıyla kullanılabilecektir.

İnceleme sonuçlarının belirtilen sistemde saklanması, kayıtların imha edilmesi ve bu kayıtlardan yararlanma konusundaki esas ve usuller, Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından ortaklaşa çıkarılacak yönetmelik ile belirlenecektir.

Çözümü Yapılan Metinler Derhal İmha Edilecek

Bu teklifle birlikte, "Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma" maddesi üzerinde değişikliğe gidiliyor. Buna göre, bir suç nedeniyle yürütülen soruşturmada somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka bir şekilde delil elde etme imkanının olmaması durumunda, hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile kayıtlara arama yapılmasına, bu kayıtların kopyalanmasına ve metin haline getirilmesine karar verilebilecektir.

Cumhuriyet savcısı tarafından verilen karar, 24 saat içerisinde hakim onayına sunulacaktır. Hakim, kararını en geç 24 saat içinde vermekle yükümlü olacaktır. Sürenin sona ermesi veya hakim tarafından aksi bir karar verilmediği takdirde elde edilen kopyalar ve çözümler derhal yok edilecektir. Bilgisayar ve bilgisayar programları üzerindeki şifrelerin çözülememesi halinde, bu araç ve gereçlere el konulabilecektir.

Şifrenin çözülebilmesi durumunda, el konulan cihazlar hemen iade edilecektir. Bilgisayar ve bilgisayar kütüklerine el koyma işlemi sırasında sistemdeki tüm verilerin yedeklemesi yapılacak, bu yedekten bir kopya şüpheliye veya müdafiye verilecek ve tutanağa geçirilecektir.

Bilgisayara veya bilgisayar kütüklerine el koyulmadan da sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilecektir. Kopyası alınan verilerin kağıda yazdırılması ve bu işlemin tutanağa alınması gerekecektir. Uygulanan bu tedbirler yoluyla elde edilen veriler, adli emanette saklanacak ve korunması amacıyla gerekli önlemler alınacaktır. Bu veriler, kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren 15 yıl içinde cumhuriyet savcısının huzurunda yok edilecektir. İlgililer, bu süre içinde verilerin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması ya da haklı bir nedenin varlığı durumunda hakim veya mahkemeden verilerin silinmesini talep edebilecektir.

Hükmün Açıklanması ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı çerçevesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda "Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması" düzenlemesindeki değişiklik ile sanığa yüklenen suçlardan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası olması halinde mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecektir. Uzlaşmaya dair hükümler geçerliliğini koruyacaktır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, uygulanan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade edecektir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, mağdurun veya kamuya uğranılan zararın tamamen giderilmesi gerekmektedir.

Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde mahkum olunan hapis cezası ertelenemeyecek ve kısa süreli olması durumunda seçenek yaptırımlara çevrilemeyecektir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi durumunda sanık, 5 yıl boyunca denetim altında tutulacaktır. Denetim süresi içinde kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle yeniden hüküm açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyecektir. Bu süre zarfında bir yıldan fazla olmamak kaydıyla mahkemenin belirleyeceği sürelerle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak meslek veya sanat sahibi olmaması durumunda bir eğitim programına devam etmesi, meslek sahibi olması halinde bir kamu veya özel kurumda çalışması ve belirli yerlere gitmekten yasaklanabilmesi gibi yükümlülüklere tabi tutulabilecektir. Denetim süresi boyunca dava zamanaşımı duracaktır.

Belirtilen şartı yerine getiremeyen sanık, mağdur veya kamu zararını denetim süresince aylık taksitlerle ödeme koşuluyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı alabilecektir.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği, denetimli serbestlik tedbirine uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilecektir.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi ya da denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde, mahkeme hükmü açıklayacaktır. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar bir kısmının infaz edilmemesi veya koşulların bulunması halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine ya da seçenek yaptırımlara dönüştürülmesine karar verebilecektir. Verilen hüküm veya yeni oluşturulan hükme itiraz edilebilecektir. İtiraz mercisi, bu bağlamda belirlenen koşullarda sınırlı bir değerlendirme yapabilecektir.

Kanun'daki istinaf yoluna başvurulamayacağına dair hükümler saklı kalmak kaydıyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karşı istinaf yoluna başvurulabilecektir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar için kanunla belirlenen temyize dair hükümler uygulanabilecektir.

Kanun'daki istinaf yoluna başvurulamayacağına dair hükümler saklı kalmak kaydıyla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi halinde temyiz edilebilecektir. İstinaf ve temyiz süreçlerinde karar ve hüküm, usul ve esas açısından hukuka aykırılık yönünden incelenecektir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bu amaca mahsus olarak kaydedilecektir. Bu kayıtlar ancak bir soruşturma veya kovuşturma bağlamında, cumhuriyet savcısı, hakim ya da mahkeme tarafından talep edilmesi durumunda kullanılabilecektir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair hükümler, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin kendi görevinden kaynaklanarak işlediği ve Anayasa'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesi kapsamına girebilecek suçlar bakımından uygulanmayacaktır.

Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Değişiklik Yapılıyor

Yargıtay ceza dairelerinin yargı yerinin belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışında kalan tüm Yargıtay kararlarına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından resen veya talep üzerine dosyanın kendisine ulaşmasından itibaren 3 ay içinde Ceza Genel Kurulu'na itiraz edilebilecektir. Sanığın lehine olacak biçimde yapılacak itirazlarda süre aranmayacak. İstem, sanık veya sanık adına başvuruda bulunma yetkisi olanlar ile katılanlar tarafından gerçekleştirilecektir.

Teklif ile Türk Borçlar Kanunu'nda yapılan değişiklik, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi dolayısıyla yaşanan kayıplar ile hayatını kaybeden kişinin desteğinden mahrum kalanların bu sebeple maruz kaldıkları kayıpların giderilmesine yönelik tazminat miktarının hesaplanması açısından geçerli olacaktır.

Çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesinden kaynaklanan kayıplar sebebiyle, tazminat miktarı mahkemeye başvuru tarihi itibarıyla belirlenip, ödeme tarihine göre belirlenecek olan miktardan oransal olarak mahsup edilecektir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na Dair Değişiklikler

Teklif, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki "Belirsiz alacak davası" başlıklı hükmü geçersiz kılmaktadır. Alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda, talep konusu ilgili davada bir defaya mahsus olarak, iddianın genişletilmesi yasaklarına tabi olmaksızın tahkikat akabinde artırılabilecektir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım için dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki değişiklikler doğrultusunda, duruşmalar arası süre 3 aydan fazla olamayacak ve işin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzun sürmesi gibi mecburi hallerde, hakim daha fazla süre verebilecektir.

Ses ve görüntü nakillerine dayalı duruşmalara katılacak olanlar hakkında, ikrar ve yemin, davanın geri alınmasına muvafakat, davadan feragat gibi durumlar için elle atılan imza hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Bu hüküm, düzenlemenin yayımlanmasının ardından 3 ay sonra yürürlüğe girecek.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı neticesinde, "Davaların birleştirilmesi" başlıklı madde üzerinde yapılan değişiklik ile, ilk davanın açıldığı mahkemenin birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kurala uyması gerekecektir.

Teklife göre, aynı yargı çerçevesinde yer alan hukuk mahkemelerinde devam eden davalar için verilen birleştirme kararına yalnızca istinaf yoluna başvurulabilecektir. İlk derece mahkemeleri tarafından alınan ayırma kararları için istinaf süresi, bölge adliye mahkemesinin birleştirme ve ayırma kararları hakkında temyiz yoluna gidilebilecektir. Bu durum, yalnızca karar ile birlikte incelenebilecektir, aksi takdirde bölge adliye mahkemesinde ya da Yargıtay'da başka bir gerekçe ile değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı çerçevesinde, bölge adliye mahkemelerinin yaptığı inceleme sonucunda istinaf başvurusunun kısmen ya da tamamen kabul edilmesi neticesinde verilen yeni karar, tutar veya değer açısından ilgili hükümde belirtilen miktarın üzerinde olması halinde temyiz edilebilecektir. Bu kararın, belirtilen miktarın altında kalması halindeyse temyiz yoluna başvurulamayacaktır.

Geçiş Hükümleri

Kanun teklifi ile geçiş hükümleri de belirleniyor. Bu bağlamda, İcra ve İflas Kanunu’nda yer alan ve düzenleme ile belirtilen taşınmazlara yönelik hükümlerin, teklifin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış olan açık artırmalar için uygulanmayacağı, eski hükümlerin geçerli olacağı ifade edilmektedir.

Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemeleri'nin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'daki idare mahkemesi hakimlerine yönelik hüküm, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra açılan davalar açısından geçerlidir. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda yapılan değişiklik ile Danıştay'a temyiz başvuru hakkındaki hükümler de düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra bölge idare mahkemelerince alınan kararlar için geçerli olacaktır. Bu tarihten önce verilmiş olan bölge idare mahkemeleri kararları için, bu düzenlemelerle yapılan değişikliklerden önceki hükümler geçerli kalacaktır.

Adli Tıp Kurumu ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’daki değişikliklerle adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerini belirleyen şartlar, kanun teklifinin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 4 yıl veya daha uzun süreyle görev yapanların görevleri sona erecek, 4 yıldan az süreyle görev yapanlar ise kalan sürelerini tamamlayacaklardır. Bu hüküm kapsamında görev süresi sona erenler, yeni atama veya görevlendirme yapılıncaya kadar görevlerine devam edecektir.

Türk Medeni Kanunu'nda vasinin görevleri arasında yer alan taşınırların ve taşınmazların satışına ilişkin hükümler, açık artırma suretiyle satışa karar verilmiş olsa dahi bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılan açık artırmalar için geçerli olmayacaktır. Bu durum için önceden belirlenmiş hükümler geçerli olacaktır.

Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın itiraz yetkisine dair olan düzenleme, yürürlüğe girdiği tarihten sonraki teslim edilen dosyalar içinde uygulanacak, daha önce teslim edilenler için önceki hükümlerin devam edeceği belirtilmektedir.

Türk Borçlar Kanunu’ndaki tazminat ile ilgili düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar verici olaylar için uygulanacağı, yürürlüğe giren tarihten önceki durumlarda ise önceki hükümlerin geçerli olacağı belirtilmektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda belirsiz alacak davasına dair yürürlükten kaldırılan hüküm ise yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar açısından uygulanacaktır.

“IBAN Düzenlemesi” Eklendi

Komisyonda AK Parti ve MHP'nin kabul edilen teklifiyle, kamuya "IBAN mağdurları" olarak tanımlanan gruplara yönelik yeni bir madde eklendi. Bu madde, banka hesap bilgilerini haksız menfaat elde etmek amacıyla başkalarıyla paylaşma eyleminde bulunanların, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) nitelikli dolandırıcılık maddesine ilave bir fıkra eklenmesini öngörmektedir.

Dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirak edenlerin, kendisine ya da başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla banka, kredi kartı gibi ödeme araçları ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ya da kripto varlık hizmet sağlayıcısında bulunan zorunlu bilgileri diğerine vermesi durumunda uygulanacak ceza yarı oranında düşürülecektir.

Komisyonda yapılan değişiklikle düzenlenen geçiş hükümleri kapsamında, düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce dolandırıcılık ya da nitelikli dolandırıcılıktan ceza alan ve dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklar hakkında, eklenen fıkranın uygulanacağı hususundaki dosyalar, bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde yeniden değerlendirilecektir. Ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndaki dosyalar ise uygun usule göre ilk derece mahkemelerine sevk edilecektir.

Düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önce dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılıktan cezalandırılanlar için, mahkemece yapılacak ihtardan itibaren 6 ay içerisinde mağdurun uğradığı zararın geri verilmesi veya tazmin edilmesi halinde TCK'nın 168. maddesinin etkin pişmanlık kapsamından yararlanabilecektir. Bu süre içerisinde mağdurun zararının tamamen giderilmesi halinde, söz konusu durumdan dolayı infaz ertelemeye ya da durdurulmaya karar verilemeyecektir. Bu hükümler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren hüküm verilen ve kanun yolu başvurusu yapılmamış kesinleşen durumlar için de uygulanabilecektir.

AK Parti'nin kabul ettiği önerge ile, bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar hariç, ilk derece mahkemelerinin yalnızca yetkisizlik ya da görevsizlik gerekçeleriyle bozma kararı verme yetkisi bulunmamaktadır.